Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Hepimiz 'ÅžulebaÅŸ' olmuÅŸuz

Geçen haftasonunu Rize'de geçirdim. Yedi sene sonra yeniden Ayder Yaylası'ndaydım. Buraya ilk gittiÄŸimde herkes gibi doÄŸanın güzelliÄŸi karşısında büyülenmiÅŸ, habire fırsat yaratıp bir daha gitmek istemiÅŸtim. Ancak yedi sonra denk geldi, heyecanla gittim.
Trabzon, iyi bildiÄŸim bir ÅŸehirdir. Rize-Trabzon arasındaki sahil yolundan da defalarca geçmiÅŸliÄŸim vardır. Mesut Yılmaz'ın Türkiye'ye büyük kazığı Karadeniz otoyolunun tamamlandığını görmemiÅŸtim ama, uçaktan iner inmez ilk hayal kırıklığım bu oldu. Önü deniz, arkası orman o muhteÅŸem yol bu kadar çirkinleÅŸtirilebilirdi. Karadeniz'e bu kötülüÄŸü yapanın Rizeli Mesut Yılmaz olması da bir Laz fıkrası olabilir adeta.
Rize zaten son yıllarda gericiliÄŸiyle toplumsal hafızamıza kazınan bir ÅŸehir: Çok da garip bir karışım gerçi. İsmail Türüt ve Åževki Yılmaz gibi grotesk figürler de buradan çıkma, Tarkan ve Cihan DoÄŸan gibi parıltılı ÅŸarkıcılar da.
Ama tabii Rize çoktandır hepimiz için sadece Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın memleketi. Rize'ye sık sık giden ve memleketini çok seven ErdoÄŸan'ın Rize'de iÅŸlenen ÅŸehircilik cinayetini görmememesi, bu konuda herhangi bir adım atmaması çok ÅŸaşırtıcı, üzücü.
Hele hele Ayder Yaylası. Laz mimarisi cinayetleri burayı kısa sürede yok edecek bir beton yığınına dönüÅŸtürecek. Hayatımda gördüÄŸüm en çirkin yapılaÅŸmalardan biri Rize'yse, Ayder Yaylası'na yapılan da ancak buna eÅŸdeÄŸer bir doÄŸa katliamı olabilir.
Tıpkı Alaçatı'da taÅŸ evlerin restore edilip, buraların kıymete binmesi için galiba Ayder'e de İstanbullu iÅŸgali gerekiyor.
Ama bu gidiÅŸle çok zor. Zira 'tersine Darwinizm'e örnek olabilecek bir gerileme var Rize'de. Burası zaten gerici, baÄŸnaz bir ÅŸehriydi Türkiye'nin ama en son yedi sene önce buralara gelmiÅŸ birini bile ÅŸaşırtacak kadar karanlık bir yer olmaya doÄŸru gittiÄŸini gördüm.
Çoktandır 'Bütün Anadolu kırmızı sokaklarla dolu' diye bağırıp duran gezgin-yazar Mehmet YaÅŸin haklı. İçki içecek yer bulmak imkansız.
Ama içkinin ötesinde bütün yerel özellikler de 'apartmanlaÅŸma' sürecine kurban gitmiÅŸ görünüyor. Rizeliler'in daÄŸ tepeleri de dahil olmak üzere bir zamanlar bahçeli evlerin bulunduÄŸu yerlere apartman dikmelerinin altında kuÅŸkusuz sınıf atlama arzuları yatıyor. Rol modellerinden öyle görmüÅŸ olmalılar: Apartmanın zenginlik ve kentlilik olduÄŸuna yanlış bir ÅŸekilde inandırılmışlar.
Bir de kadınlara özellikle bakmak lazım. Anadolu'nun pek çok yerinde kadınlar zaten yıllardır baÅŸlarını baÄŸlardı ancak farklı baÄŸlama biçimleri bu topraklardaki mozaiÄŸi yansıtırdı. Anadolu'nun zenginliÄŸiydi bu. İnsanlar ayrışırdı bu sayede.
Åžimdi 'ÅžulebaÅŸ' diye tabir ettiÄŸimiz model köyleri bile esir almış durumda. Tıpkı apartmanın medeniyet olduÄŸunu düÅŸündükleri gibi, sırf Hayrünnisa Gül ve Emine ErdoÄŸan başını bu ÅŸekilde baÄŸlıyor diye geleneklerini, köklerini terk etmeye baÅŸlamış Anadolu kadını.
Herhalde 'idol' ErdoÄŸan'a olan koÅŸulsuz baÄŸlılık bu tektipleÅŸtirmeye yol açıyor. İlerici ve medeni olanın bu 'ÅžulebaÅŸ' denen sıkmabaÅŸ olduÄŸuna inanılıyor.
Soner Yalçın'ın Hürriyet'te yayımlanan bir yazısı 'ÅžulebaÅŸ'ın kodlarını çözmemize yardımcı olacak (3 Åžubat 2008).
AÄŸabeyinin telkiniyle Nurcular'ın arasına katılan, aslında son derece ilerici ve başı açık biri olan Åžule Yüksel Åženler giderek baÄŸnazlaÅŸmış, en sonunda da kara çarÅŸafa girecek kadar dünyadan kopmuÅŸtu. Dahası, Åženler'in başını baÄŸlaması da tamamen 'mahalle baskısının' ürünüydü. AÄŸabeyinin ricasıyla katıldığı tarikat toplantılarında ojeli parmakları ve modern giysileri baÅŸkaları tarafından eleÅŸtirilince başını -kendini zorlayarak- örtmeye baÅŸlamış Åženler...
Zamanında Ermeni bir terzinin yanında çalıştığı için de eli kumaÅŸlarla tasarım yapmaya yatkındı. Bugün ErdoÄŸan ve Gül 'lady'ler tarafından benimsenen 'ÅžulebaÅŸ' ÅŸekli de ayna önünde geçirilen uzun seansların sonunda ortaya çıkmış.
Güya şık, güya estetik, güya farklı olsun diye...
Oysa 'Åžuleba' tektipleÅŸmenin, Anadolu kültürünün ölümünün, gericiliÄŸin simgesidir.
Rize'den bir süre Türkiye'nin CHP'li belediyeler dışındaki illerine gitmeme kararı ve bu ülkenin geleceÄŸine dair fazlasıyla karamsar hislerle döndüm.

Neden Rize'deydim?
Vesile, DoÄŸadan markasının 'siyah çay' üretimine geçmesi... Biraz 'sıkıştırılmış' ama sonuçta bir arada olduÄŸumuz için epey eÄŸlendiÄŸimiz bir geziye katıldım.
Yakında dileyenin katılacağı çay turları baÅŸlayacak, biz bir anlamda önceden bu parkusu 'test drive' yaptık.
Bu arada bol bol çay da içtik; içim dışım çay oldu. DoÄŸrusu çay demleme alışkanlığım yok ama sabahları Türk çayı içmekten de hoÅŸlanırım. En büyük keÅŸfim demlenmiÅŸ çay tadı veren poÅŸetleri keÅŸfetmek oldu.

HD dizi kanalı geliyor
Geçen akÅŸam yemekte Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem'den duydum ve ilk müjdeleyen ben olmak istiyorum: Digiturk'e yeni bir HD kanal geliyor. Dizimax HD. Amerikan televizyonunda pek çok dizi artık HD çekiliyor ve yayınlanıyor. Yaklaşık iki senedir üzerine sinema filmi kadar emek harcanan belli baÅŸlı Amerikan dizilerini HD seyretmek mümkün. Dahası, HD çıktığından beri dizi yapımcılara görselliÄŸe daha çok önem veriyor. Diziyi sadece stüdyoda çekilen bir drama olmaktan çıkardılar ve daha çok dış çekime yer veriler.
Digiturk de önümüzdeki aylarda tam da yeni dizi sezonuna denk gelecek ÅŸekilde HD dizi yayınlayacak kanalın yayınını baÅŸlatıyor.

New York restoran listem
Bazı okurlar New York'taki restoran listemi merak ediyor. Daha belirlemediÄŸim için paylaÅŸamıyorum ama kendi kriterimi kısaca açıklamak isterim: Yüzde 70 bilindik ve daha önce denenmiÅŸ yerleri ziyaret etmek, yüzde 30 da güvenilir restoran eleÅŸtirmenlerinin ve 'hype'a uygun yerleri denemek gibi bir sistem geliÅŸtirdim yıllar içinde ve illa ki tutuyor.
Alışıldık ve bilindik yerler listesi ise neredeyse hiç deÄŸiÅŸmiyor, bir gelenek halini aldı. Bunlar orada geçirilen zamanlar, nostalji, anılardan dolayı tekrar tekrar ziyaret edilen yerler.
Listemin tepesinde Pastis var. New York'a gidince Pastis'e gitmemiÅŸsem bir ÅŸeyleri eksik yapmışım gibi hissediyorum. Hele hele dışarıda oturmak mümkünse.
Pastis'in yakınlarındaki Buddakan da illa uğranması gereken yerlerden biri.
Mercer Kitchen'a eskisi gibi hayranlık duymuyorum ama Mercer Bar'da akÅŸam saatlerinde sarhoÅŸ olmanın keyfi hiçbir yerde yok.
Bir öÄŸlen mutlaka Balthazar'a gidilecek tabii ki - ve yan masada illa bir Türk'le karşılaşılacak. Bu isimlerden birinin İclal Aydın olabilme ihtimali -okuduÄŸum kadarıyla- çok fazla son zamanlarda.
Prince Street'teki küçük dükkan Olive'den illa ki günün salatası ve 'Hero' sandviçi denenmeli, bir ÅŸiÅŸe Ginger Ale'le kaldırımdaki banka yerleÅŸip tüketilmeli.
Le Parker Meridien otelinin içindeki Burger Joint'e illa ki birkaç sefer ÅŸart.
Sabah saatlerinde ise Time-Warner binasının içindeki Bouchon Bakery'de karşılaÅŸmamız olası. Columbus Circle'a bakarak kayısı marmelatlı tost yerken e-mail'lerimi kontrol etmek bir gelenek halini aldı...
Bu liste daha uzar gider eminim, ama ilk elde aklıma gelenler bunlar. Yakında bu ÅŸahsi vazgeçilmezlerimin bir Londra, bir de Berlin versiyonunu da yazacağım.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3