Global krize karşı alınan maliye politikası ve para politikası tedbirleri çerçevesinde, iktisatçılar arasındaki bazı teorik tartışmalar oluÅŸtu. Hatırlanacağı gibi, ülkeler dış talep ve iç talebin çökmesi ve finans kesiminin batması veya kabuÄŸuna çekilmesi karşısında kalınca, bütçe açıklarını büyütmek ve kamu borç oranını artırmak ve para politikası musluklarını da sonuna kadar açmak zorunda kalmışlardı. GeliÅŸmekte olan ülkeler arasında ise ÅŸanslı olanlar ile ÅŸanssız olanlar eÅŸit oranda idi. Bu ortamda çeÅŸitli polemikler gündeme gelmiÅŸti. Kapitalist piyasa sistemi neden bu kadar çok dalgalanma ve kriz üretiyordu? Acaba sonunda 'piyasa kapitalizmi' de ortadan kalkıyor ve devlet kapitalizmi mi geliyordu? Yoksa daha da ilginci, 'Marksizm'in zamanı' yeniden mi gelmiÅŸti?
Bu tür sorulara cevap arayan bir kitap, 2009 yılında, yani birkaç ay önce, Princeton Üniversitesi'nden yayınlandı. Yazarları, U.C.Berkeley ekonomi profesörü olan ve 2001 yılı Ekonomi Nobel Ödülü sahibi George Akerlof ile Case-Shiller Endeksi denen gayrimenkul fiyatları endeksinin yaratıcısı ve Yale Üniversitesi profesörü Robert Shiller! Kitabın adı ise 'Animal Spirits' (bu kelime dilimize 'Hayvani Ruh' adı ile tercüme ediliyor). Kitap insan psikolojisinin global kapitalizmi nasıl etkilediÄŸini, yönettiÄŸini ve krize sürüklediÄŸini vurguluyor.
Kitabı okudum. Kitap 1929-33 arasındaki büyük depresyondan iÅŸe baÅŸlıyor. Büyük depresyon sadece yüzde 25 iÅŸsizlik ve ekonomik çöküÅŸ getirmemiÅŸ, ortaya çıkan global güç boÅŸluÄŸu, 2. Dünya Savaşı'na yol açarken 50 milyon kadar insan hayatlarını gereksiz yere kaybetmiÅŸlerdi. Büyük depresyon felaketi sonrasında , J.Maynard Keynes 1936 yılında 'The General Theory' adlı eserini yayınlamış ve ülkelerin devlet eli ile borç alarak nasıl harcamalarını arttırabileceklerini ve böylece iÅŸsizlik ve üretim, yani kısaca genel talep zafiyeti sorununu ortadan kaldırabileceklerini gündeme getirmiÅŸti. Bu tavsiyeleri ABD'de H.Hoover ve F.Roosevelt tarafından, tam anlaşılmasa da, uygulanmıştı. Böylece 1940 yılına gelindiÄŸinde Keynes reçetesi standard makroekonomik reçete haline gelmiÅŸti. Ancak Keynes'in 'Genel Teori' adlı eserinin, açık bütçe ve gevÅŸek para politikası tavsiyelerinin yanında içerdiÄŸi bir diÄŸer mesaj da pek fark edilmemiÅŸ, dikkat çekmemiÅŸti. Keynes kitabında klasik iktisadın 'rasyonel insan' kavramına da itiraz etmekte idi. Keynes birçok ekonomik faaliyetin rasyonel ekonomik nedenlerle yapıldığını kabul etmekle beraber, 'animal sprits' adını koyduÄŸu irrasyonel yaklaşımların inkar edilemeyecek kadar büyük bir katkı yaptıklarını ve insanların salt rasyonel ekonomik motivasyonları olmadığını ve bugün gözlemlediÄŸimiz ekonomik dalgalanmaların temel kaynağının da bu tür irrasyonel insan davranışları olduÄŸunu vurguluyordu. Keynes'e göre büyük iÅŸsizlik ve daralma dönemlerini, önemli ölçüde bu tür 'hayvani insan yaklaşımlarına' borçlu idik. Aslında, örneÄŸin Descartes, antik çaÄŸda düÅŸünür Galen'den gelen 'animal spirits' kavramının tıpta kullanımını, 1664 yılında üçe ayırmış, spritus vitalis (kalpten gelen), spiritus naturalis (ciÄŸerden gelen) ve spritus animalis (beyinden gelen) diye geliÅŸtirmiÅŸti.
Nasıl klasiklerde Adam Smith'in 'görünmeyen eli' piyasa ekonomisindeki “stabilitenin kaynağı' idi ise Keynes'in 'animal spirits kavramı' da piyasa ekonomisindeki dengesizliklerin kaynağı idi ve makroekonomik modellemeye alınmalıydı. İşte bugünün makroekonomik yaklaşımında bu faktöre dikkat edilmemesi yukarıda adını verdiÄŸim kitabın yazarlarına göre en önemli teorik zayıflık.
Keynes, önce Richard Kahn tarafından gündeme getirilen 'multiplier' yani çarpan kavramını teorisinin temel öÄŸesi yapmış ve kitabı basıldıktan bir yıl kadar sonra da J.R. Hicks 1937 Keynes'in matematik bir özetini yayınlayarak tartışmanın kolayca anlaşılır hale gelmesini saÄŸlamıştı. Ancak 'multiplier' veya çarpan etkisi (yani küçük bir çabanın peÅŸ peÅŸe zincirleme reaksiyonlarla büyüyüp dev oranda etkili olması) sadece parasal harcamalar için geçerli deÄŸildi. 'Güven' veya 'güvensizliÄŸin' de çarpanı olabiliyordu.
İngilizce'de güven kelimesinin karşılığı 'trust' veya 'confidence' kelimeleri olarak alınabilir. 'Fido' Latince'de güven demek. BaÅŸka bir açıdan bugünkü krize kredi sorunu diyenler de var. Kredi kelimesi de Latince'de 'Credo' yani 'inanıyorum' sözünden gelmekte. Aynen küçük bir devlet harcamasının bugün her ders kitabında giderek büyüyen miktarda harcama zinciri yaratarak etki etmesi benzeri, güven veya güvensizlik de bir kere baÅŸladı mı insandan insana ağızdan ağıza yayılarak, büyük etki yaratıyor. Hele bugünün internet ortamında güvensizliÄŸin yayılma hızı sıfır maliyetle sonsuza çıkabiliyor. Yani güven çarpanı da çok büyük!
Peki 'animal sprits' sadece güven ile mi iliÅŸkili? Akerlof ve Shiller 'confidence' yani güven yanında, fairness (adillik kaygıları), corruption (rüÅŸvet ve sahtekarlık), antisocial activity (antisosyal ve sapık davranışlar), money illusion (nominal deÄŸerlendirme), veya sense of reality (gerçeÄŸin esas ne olduÄŸuna dair hikaye ve inançlar) gibi hislerin ve kavramların, dengesizlikler yaratabileceÄŸini Keynes'in yaklaşımından esinlenerek gündeme getiriyorlar.
Bu kitap önemli ve makroekonomi teorisinde ne yöne gidilmesi gerektiÄŸini gösteriyor. Okunmalı!