Eğitim şart', pek çok olumsuz olayın ardından söylenen kalıplaşmış bir söz. Eğitimin gerekliliği, tartışılması bile mümkün olmayacak kadar açık bir biçimde ortada. Fakat sıra 'nasıl bir eğitim?' sorusunun yanıtlanmasına gelince, her kafadan farklı ses çıkması olağan hale geldi. Bu tartışmaların kısa vadede bir yarar sağlayacağına inanmıyoruz. Bu nedenle, biz şart olan eğitimin hangi meslek ve görevler için ne ölçüde şart olduğuna değineceğiz.
DEVLET MEMURU OLMAK
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 41. maddesi, devlet memuru olabilmek için asgari öğretim şartını belirlemiş durumda. Anılan maddeye göre;
'Genel olarak ortaokulu bitirenler memur olabilirler. Ortaokul mezunlarından istekli bulunmadığı takdirde ilkokulu bitirenlerin de alınması caizdir. Bir sınıfta belli görevlere atanabilmek veya bu görevlerde belli derecelere yükselebilmek için, kuruluş kanunları veya bu kanun ve kuruluş kanunlarına dayanılarak çıkarılacak yönetmelikler ile işin gereğine göre daha yüksek öğrenim dereceleri veya muayyen fakülte, okul veya öğrenim dallarını veya meslek içi veya meslekle ilgili eğitim programlarını bitirmiş olmak veya yabancı dil bilmek gibi şartlar konulabilir.'
Kanun'da yer alan asgari öğretim şartı, hizmetli gibi bazı görevler hariç, uzun bir süreden beri lise, hatta üniversite mezuniyeti olarak uygulanıyor.
Ayrıca, bazı kariyer mesleklerinde bir dizi sınavda başarılı olmak gerekiyor. Süreç KPSS ile başlıyor, eleman alacak kurumun kendi yaptığı yazılı ve sözlü sınavlarla devam ediyor. Bu sınavlara hazırlık için kurslara ve kitaplara hatırı sayılır paralar harcanıyor.
SERBEST MESLEKTE DE EĞİTİM ŞART
Asgari öğretim şartı sadece memurluk için değil; pek çok meslek için de söz konusu. Örneğin, avukatlık, mali müşavirlik, eczacılık, noterlik mesleklerini icra edebilmek için üniversite mezunu olmak gerekiyor. Üniversite mezunu olmak çoğu zaman yeterli değil. Örneğin avukatlık için staj yapma zorunluluğu var.
Staj zorunluluğu serbest muhasebeciler için de söz konusu. Üstelik staja başlamak için önce staja başlama sınavına girip başarılı olmak gerekiyor. Sonrasında staj ve ardından yine sınava girip başarılı olunması gerekiyor.
Yüksek öğretim gerektiren mesleklerin dışında da pek çok meslek farklı esaslara tabi eğitimi gerektiriyor. Örneğin, sınava girip belge alınmadığı sürece berberlik yapılamıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
ŞİRKET DENETÇİLERİNİN DURUMU
Halen yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) göre, bütün anonim şirketlerde ve ortak sayısı 20 ve üzerinde olan limited şirketlerde bir veya birkaç kişiden oluşan denetçi (murakıp) olması zorunlu.
Bu zorunluluğun amacı, şirket faaliyetlerinin bağımsız kişi veya kişiler tarafından izlenmesi ve böylece yönetime katılmayan ortakların çıkarlarının korunması. Böylesi bir görevi yapmak için başta maliye, muhasebe ve hukuk olmak üzere birçok alanda bilgi sahibi olunması gerektiği ortada.
Peki şirket denetçileri için eğitim şartının ne olduğunu biliyor musunuz? Hemen söyleyelim; şirket denetçisi olmak için eğitim şart değil. Hatta okuma-yazma bilmek bile gerekmiyor.
ASİLE ŞART, VEKİLE DEĞİL
Milletvekili olmak için de öğrenim şartı var. Bildiğiniz gibi, toplum halinde yaşamak için uyulması zorunlu olan kurallardan birisi de kanunlar. Kanunları milletvekillerinden oluşan yasama organı (Meclis) çıkartıyor. Kanun çıkartan, mevcut kanunları yürürlükten kaldıran veya değiştiren bir organın üyeleri için de eğitim şartı var.
Anayasa'nın 76. maddesine göre milletvekili olmak için ilkokul mezunu olmak yeterli. Bakan olmak hatta başbakan için de ilkokul mezunu olmak yeterli. Bu konuda yorum yapmaya gerek görmüyoruz. İlla yorum gerekirse bu durumu; 'seçilme hürriyeti konusunda birçok AB ülkesini geride bıraktığımızın en önemli kanıtı' şeklinde yorumlamak mümkün...
Ölüm aylığı şartları açısından sigortalının ölüm tarihi önemli mi?
4/a (SSK) kapsamında sigortalı iken ölen kişinin 800 prim günü var. Prim gününün 900 güne tamamlanması için 100 gün borçlanma yapılabilir mi? 5510 sayılı sosyal güvenlik yasası çıkmadan önce ölmesi ile sonradan ölmesi fark eder mi? Ö. D.
4/a (SSK) kapsamındaki sigortalının yakınlarına ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin şartlar açısından sigortalının ölüm tarihi belirleyici oluyor. 1 Ekim 2008 tarihinden önce ölenler için borçlanma süreleri dikkate alınırken, bu tarihten sonra ölenler için borçlanma süreleri dikkate alınmıyor.
1 Ekim 2008 tarihinden sonra ölen 4/a (SSK) sigortalısının hak sahiplerine ölüm aylığı (dul ve yetim aylığı) bağlanabilmesi için her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartları aranıyor. Yani 800 prim günü olan sigortalı 1 Ekim 2008 tarihinden sonra ölmüşse, 100 günlük borçlanma yapılamıyor ve hak sahiplerine aylık bağlanmıyor.
1 Ekim 2008 tarihinden önce ölen 4/a (SSK) sigortalısının hak sahiplerine ölüm aylığı (dul ve yetim aylığı) bağlanabilmesi için ise en az 5 yıldan beri
sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartları aranıyor. Yani 800 prim günü olan sigortalı 1 Ekim 2008 tarihinden önce ölmüşse, 100 günlük borçlanma yapılabiliyor
ve hak sahiplerine aylık bağlanıyor.
GÜNÜN SÖZÜ
'Gürültü için akordu bozmak yeter.'
William Shakespeare
Dünya barışını koruyanlar...
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, BM'nin en güçlü organı. Görevi, üye ülkeler arasında 'güvenlik ve barışı korumak'. BM'nin diğer organları tavsiye kararı alırken, Güvenlik Konseyi kararları bağlayıcıdır. Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi bulunuyor. Bu ülkelerin kararları veto yetkisi var. Yani daimi üyeler tarafından onaylanmayan kararların uygulanma olanağı yok. Bu ülkeler; ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin.
Daimi üyelerin başka bir ortak özelliği daha var. Bu beş ülke aynı zamanda dünyanın en büyük silah üreticisi ve satıcısı olma özelliğine sahip. Anlayacağınız, dünya barışı dünyanın en büyük silah tüccarlarına emanet...