Günümüzün 'trajik insanı' bej pardösülü Juliette Fontaine karakteriyle karşımıza çıkar.
Kumral kadının yüzünde yaralayıcı bir keder durmaktadır
'Trajik insanın' yazgısını deÄŸiÅŸtirebilme irade ve cesareti Juliette göstermiÅŸtir
çok ağır bir karşılığı olmasına raÄŸmen.
İri gözlerinin yorgunlukla baktığı dünyaya olan umarsızlığını yine yüzü iÅŸaret eder.
Soyluluk ve vakarla susan dudakları eÄŸer konuÅŸsa her ÅŸeyi kesecek bıçaklardır.
Juliette Fontaine konuÅŸmanın ve anlatmanın beyhudeliÄŸini derinden öÄŸrenmiÅŸtir.
Philippe Claudel ilk filminde bir modern zaman trajedisini anlatıyor.
'Seni O Kadar Çok Sevdim ki' Claudel'in kendi romanından sinemaya uyarladığı ve yönetmenliÄŸini de yaptığı film.
Juliette'i bizim için baÅŸlangıçta esrarlı ve tedirgin edici biri olarak sunuyor Claudel.
SuskunluÄŸunun ötesindeki yaÅŸananlar seyrettikçe açıklığa kavuÅŸuyor..
Eski tragedya kahramanları gibi neyi seçecek olursa olsun kefaretinin sonsuz acı olacağını bilerek bir seçim yapmıştır.
Onun eyleminin ahlaki yargısı çok ağırdır dünya için.
O da bunu bildiğinden kendi hikayesinde susacaktır.
15 yıl sonra karşılaÅŸtığı kız kardeÅŸi LÂŽa, LÂŽa'nın kocası ve çevresi için bu kendine saklı kadının varlığının etkileri çok farklı olacaktır...
Çevrenin Juliette'in geçmiÅŸiyle ilgili koyduÄŸu mesafeyi aÅŸmak istemeyen yine Juliette'tir oysa.
Sakin kayıtsızlığını muhafaza edecektir.
Kalın çizgili dünyanın ona yönelttiÄŸi suçlamalara karşı ketum ve sabırlıdır.
GündeliÄŸin ahlakının ikiyüzlülüÄŸüne karşı gerekçeler aramaz.
Trajik'in dramatik'ten farkını Juliette taşımaktadır ve sade gösteriÅŸsiz dilsiz bir dünyadır bu fark.
Her dile getiriÅŸin yetmeyeceÄŸi, yaÅŸananı indirgeneceÄŸini bilecek iç tecrübesi istemektedir.
'Seni O Kadar Çok Sevdim ki' provokatif anlatıma yer vermeyen, hikayenin etkili yanlarını soÄŸutarak izlenen bir film...
Juliette Fontain rolünde Kristin Scott Thomas'ın yüzü filmin yüzü olmuÅŸ.
Gözleri, dudaklarıyla virtüözite düzeyinde büyük bir oyunculuk sergilemiÅŸ.
Güzel ve doÄŸal yüzünün yansısı bir müddet sizi izliyor.
ÖzlediÄŸimiz doÄŸal, konturlanmamış, çekiÅŸtirilmemiÅŸ kadın güzelliÄŸini izliyoruz.
İngiliz aktris geleneÄŸinin bu parlak oyuncusu yüzleri masklaÅŸmış bir dolu kadının rol yapmaya uÄŸraÅŸtığı ülkemizde bize de estetik haz bağışlıyor.
Etrafında gezindiğimiz hikayeye bizi alıveren Thomas oyunculuğunun şahikasına eriyor.
Bej pardösülü, kumral kadının meneviÅŸli gözlerindeki mat sabitliÄŸi yıkacak satırlar 15 yıl önceki buruÅŸuk bir mektupla geliyor...
'Bir gün ölmen gerekirse, benden sonra öl lütfen.'
'Seni O Kadar Çok Sevdim ki' seyircisine sabır karşılığında açılan serin bir anlatı.
Bize de 'sanat bazen hayatın kendisi gibi oluyormuş' dedirtebiliyor.