KöÅŸe yazarlarımızın GDO konusunda kopardıkları kıyamet, cehaletlerini sergiledikleri ilk örnek deÄŸil. Her köÅŸeden çıkan tek tip gürültüye bakıp da sanırsınız ki genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ gıda ürünlerinin saÄŸlığa zararı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek ve çıkartılan yönetmelikle hepimize bu zararlı gıdalar yedirilecek. Bir kısım pop entelektüel yazarımızın, bilimi hiçe sayıp halkın fanatik inançlarına seslenen yazılarına yabancı deÄŸiliz. Bundan önce Küresel Isınma, Kyoto Protokolü, mikrodalga fırınlar, monosodyumglutamat, TV ve bilgisayar oyunlarındaki ÅŸiddet, bilgisayar bağımlılığı, hatta İnternet’le bile ilgili toplu cehalet saldırılarına aÅŸinayız.
ÖrneÄŸin iki sene önceki dönemsel kuraklığı, bilimin hissedilir etkileri 20-30 yıl sonra çıkacak dediÄŸi Küresel Isınma’ya yine bunlar baÄŸlamışlardı. Birkaç on yılda bir yaÅŸanan olaÄŸan, döngüsel kuraklığı Küresel Isınma’nın sonucu diye gazlayıp duruyorlardı okurlara. SanayileÅŸmiÅŸ ülkelerin, geri kalmış ülkelerin sanayileÅŸme hakkını satın almasını öngören neo-emperyalist Kyoto Protokolü’nü bir matahmış gibi göklere çıkartanlar da bunlardı. Ses dalgasından baÅŸka bir ÅŸey olmayan mikrodalga teknolojisini lanetlemelerini ise artık herhalde post modern komedi tarzının ÅŸahikası olarak kabul etmekten baÅŸka çaremiz olmamalı. Hatta inanır mısınız bunlar birbirleriyle “İnternet boÅŸ bir palavraymış, bundan bir ÅŸey çıkmaz” yazıları yazma yarışına bile girmiÅŸlerdi. Dolayısıyla ÅŸimdi GDO’lara karşı takındıkları bilim dışı, fanatik inançlara seslenen, daha da kötüsü bu fanatik inanca kendilerini de kaptıran anlayış, tutum ve davranışlarına hiç ÅŸaşırmıyorum. Peki bunların FrankenÅŸtayn gıda adını taktıkları GDO’larla ilgili bilim gerçekte ne diyor? GDO’lar gerçekten bir felaket mi?
Çıkan yeni yönetmeliÄŸi, FrankenÅŸtayn gıdalara yeÅŸil ışık yakmakla suçlama insafsızlığıyla baÅŸlayayım. İki tür GDO var. Bir yanda farklı türler arasında gen transferi yapılarak geliÅŸtirilen GDO’lar, diÄŸer yanda ise tek bir ürün türünün kendi gen diziliminde deÄŸiÅŸiklik yapılarak geliÅŸtirilen GDO’lar. Gerçi bilimsel araÅŸtırmalara göre birincisinin de insan saÄŸlığına zararlı olduÄŸu yönünde bir kanıt yok ama yeni yönetmelik bu birinci türdeki ürünlerin Türkiye’ye giriÅŸini yasaklıyor, ikincisine izin veriyor. Yani popülist bir çirkeflikle FrankenÅŸtayn olarak damgalanmaya çalışılan türden GDO’ların Türkiye’ye giriÅŸi hâlâ yasak aslında.
GDO’ların insan saÄŸlığına yönelik bir felaket olduÄŸunu bilimsel bir gerçekmiÅŸ gibi sunan fanatiklerin dolduruÅŸuna gelmiÅŸ yazarların safsatasına gelince... GDO’lar üzerinde bugüne kadar yapılan sayısız bilimsel araÅŸtırmanın hiçbirinden GDO’ların insan saÄŸlığına zararlı olduÄŸunu gösteren bir sonuç alınmış deÄŸil.
GDO’ların insan saÄŸlığına zararlı etkisi olduÄŸunu kanıtlayan tek bir bilimsel araÅŸtırma sonucu olmamasına raÄŸmen bakıyorsunuz kendisine doktor, profesör falan diyen birileri çıkıp, “Son yıllarda kanser vakalarının sayısında bir artış gözlüyoruz. Bunun nedeni GDO’lardan baÅŸka ne olabilir” gibi son derece “bilimsel” bir yumurtlamayı yüzü kızarmadan yapabiliyor.
Avrupa BirliÄŸi kanunlarına göre, GDO içeren bir gıda ürününün AB ülkelerine giriÅŸine ancak ve ancak bilimsel araÅŸtırmalarca konvansiyonel gıdalar kadar güvenli olduÄŸu kanıtlanmışsa izin veriliyor. Buna raÄŸmen herhangi bir gıda ürününün yüzde yüz güvenli olduÄŸunu kanıtlayacak bir yöntem yok. Ancak bu GDO’lu ürünler için de geçerli, GDO’lu olmayan ürünler için de...
GDO’lu gıdaların yeni alerjilere yol açtığı iddiasına gelince. Bu konuda bilimsel bir kanıt olmamasına raÄŸmen ciddi bilimsel kuÅŸkular var. Bu kuÅŸku özellikle de biraz önce bahsettiÄŸim baÅŸka türden gen transferiyle geliÅŸtirilen GDO’lar için geçerli. Bir türün genomuna yeni bir gen eklenmesinin tipik sonucu yeni bir proteinin ortaya çıkması. Her yeni proteinin de teorik olarak yeni bir alerjinin tetikleyicisi olma ihtimali mevcut. Dolayısıyla bu yöntemle geliÅŸtirilmiÅŸ GDO’ların piyasaya sürülmeden önce sıkı testlerden geçirilmesi gerekir. İyi haber ise bu testlerin yapılması kolay ve sonuçları güvenilir testler olması. Her yeni GDO’lu ürün onaylanırken mutlaka alerji testlerinden geçiriliyor. Ve deÄŸil alerjen olması, alerjen olma potansiyeli olan bir madde içerse bile onay alamıyor.
Teknoloji insan için var. Teknoloji insanın doÄŸa üzerinde hakimiyet kurma tarihini yansıtıyor. Teknoloji ilerledikçe insanın doÄŸa üzerindeki kontrolü de artıyor. Teknolojik ilerlemelerin sonuçları konusunda kuÅŸkucu olmak doÄŸal, hatta saÄŸlıklı bir durum. Ancak bu kuÅŸkuyu, bilimsel dayanaklardan yoksun fanatik inançlara dayalı bir popülizme vardırmak, bozulan bir toplumsal saÄŸlığın emaresi. Ve ne yazık ki bu emareleri her geçen yıl daha fazla göstermeye baÅŸlayan bir toplum olduk.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.