İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliÄŸi Daimi Komitesi'nin 25. dönem toplantısı cumartesi günü İstanbul'da baÅŸladı. Bakanların katılımı ile yapılan bu toplantılar dün liderler düzeyinde gerçekleÅŸti. Toplantıya İslam ülkelerinden bazı cumhurbaÅŸkanı, baÅŸbakan ve prens katıldı. Elbette hepsi önemli ama Türkiye'nin son dönem dış politika atakları açısından bakıldığında Suriye ve İran liderleri ön plandaydı.
Her iki lider, gelmeden önce Türk medyasına konuÅŸtu.
Esad'ın ErtuÄŸrul Özkök ve M.Ali Birand'a söyledikleri Türk kamuoyunda çok geniÅŸ yankı buldu. Herkes Esad'ın söyledikleri ile Özkök ve Birand'ın onunla ilgili izlenimlerini konuÅŸuyor.
TRT ve NTV'ye konuÅŸan Ahmedinecad ise çok önemli ÅŸeyler söylemesine raÄŸmen çevirmenlerin yetersizliÄŸinden dolayı verdiÄŸi mesajlar Türk kamuoyuna saÄŸlıklı ve etkin bir ÅŸekilde ulaÅŸmadı. Birand ve Özkök ile birlikte Suriye'ye gitmeseydim CumhurbaÅŸkanı Ahmedinecad ile ben de Tahran'da konuÅŸacaktım.
Bu görüÅŸmenin yakın bir gelecekte olacağını umarak İran'ın Türkiye, bölgemiz ve İstanbul toplantısı açısından çok önemli ülke olduÄŸunu söylemekle yetiniyorum.
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın kısa bir süre önce ziyaret ettiÄŸi İran ve onun karizmatik lideri Ahmedinecad, Türkiye, Suriye ve Amerikalıların çekilmesinden sonra Irak ile birlikte bölgenin kaderini deÄŸiÅŸtirebilecek durumdadır. Elbette bu deÄŸiÅŸim bölgenin ve dolayısıyla dünyanın barış, istikrar, güvenlik ve esenliÄŸi için olacaktır. Yani bu deÄŸiÅŸim asla baÅŸkalarını hedef almayacak ve kimseyi de düÅŸman olarak görmeyecektir. Önemli olan bölge içi ve dışı güçlerin bu dörtlüye karşı düÅŸman olarak davranmamasıdır.
İşte bu nedenle ben dünkü toplantıyı ve yan görüÅŸmelerini çok önemsiyorum. Buradan ortak düÅŸünce ve görüÅŸlerle ayrılacak Müslüman ülkelerin liderleri önce kendi halklarına sonra da tüm dünyaya önemli mesajlar verecektir. Bunun baÅŸarılması için İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoÄŸlu'na da büyük görevler düÅŸüyor. Çünkü İstanbul Zirvesi'nin ortak bir konsensüs ve somut kararlarla sonuçlanması bölgemizin geleceÄŸi açısından çok önemlidir.
Bir düÅŸünün ki; Türkiye'nin Suriye, İran ve iÅŸgal sonrasında Irak ile tüm sınırları teorik olarak kalkmış ve bu dört ülkenin yaklaşık 200 milyon olan Türk, Acem, Kürt, Arap, Sünni, Åžii, Alevi, Ermeni, Rum, Çerkez, Asuri, Süryani, Kildani, Yezidi, Türkmen, Kildani, Gürcü, BoÅŸnak, Roman, Arnavut kökenli insanları dost ve kardeÅŸ olmuÅŸ...
Bunun kime ne zararı olabilir?
Zararı yok diyenlere düÅŸen görev, bu kardeÅŸlik ile dostluÄŸa samimi ve dürüst bir ÅŸekilde katkı saÄŸlamaktır. Tersini yapanlar er ya da geç kaybedecektir.
İşte size somut bir örnek...
Bundan 10 yıl önce savaşın eÅŸiÄŸine gelinen Suriye'ye ve genel olarak Arap, Kürt ve Acemlere her konuda saldıranlar bugün Suriye ile dost olmanın ne denli önemli olduÄŸunu ballandıra ballandıra anlatıyor.
Bu da yetmiyor, bu kiÅŸiler Türkiye içinde ve dışında yapılan 'Suriye-Türkiye' ya da 'Türk-Arap' iliÅŸkileri ile ilgili toplantılar düzenliyor ve üniversite, araÅŸtırma merkezleri ve benzeri kurumların Soros ve AB fonlarının desteÄŸi ile düzenlediÄŸi benzer toplantılara katılıp bol keseden atıyorlar.
Sanki bu ilişkilerin mimarı kendileriymiş gibi davranıyorlar.
Kimin olduÄŸunu hatırlamadığım çok önemli bir deyim var: Devrimi cesur ve dahiler planlar ve yapar ama devrim nimetlerinden hep korkak ve çıkarcılar yararlanır.
Baksanıza ABD ve Avrupa ülkelerinde bile birçok araÅŸtırma merkezi Suriye, Türkiye, Irak ve diÄŸer ülkelerdeki benzer kuruluÅŸlarla birlikte ne niyetle olduÄŸu henüz bilinmez Türk-Arap ve Türk-Kürt (yakında Türk-Acem) iliÅŸkileri konusunda konferans, seminer ve toplantılar düzenliyor.
Nasıl olsa tüm bu etkinliklerin finansmanı Soros ve benzeri kiÅŸi ile Amerikan ve AB fonlarından karşılanmaktadır.
Anlaşılan bu işte iyi para var!
Ama ilginç olan ÅŸey Amerikan ve Avrupalı kurumlar Türk-Arap dostluÄŸuna bunca merak sarmışken Amerika ve AB çevreleri ile onların Türkiye'deki uzantıları 'Türkiye'nin eksen kaymasından' söz ediyor.
Durum böyle olunca endiÅŸelenmemek olası deÄŸil!
Çünkü Türk-Arap dostluÄŸu birileri için önce maddi sonra da siyasi bir ranta dönüÅŸmek üzeredir.
Batı'nın karıştığı her şeyden ben her zaman endişelenir, korkarım.
Dilerim ki; bir kez olsun ben yanılayım ama Türk-Arap, Türk-Acem ve Türk-Kürt dostluÄŸu kazanır.